Yüksekten düşürülüp şok yiyen karabinler atılmalı mı?

Yüksekten düşüp sert kayaya çarparak şok yiyen bir karabinin içinde gözle görülemeyecek mikro-çatlaklar oluşabileceği, bu mikro-çatlakların çekerini düşüreceği için bu karabinlerin bir daha kullanılmaması, atılması gerektiği şeklinde yaygın bir inanış bulunmaktadır. Bu inanış ne kadar doğru ya da yanlış, her iki yönde de ikna edici, ciddi bir doküman bulmak imkânsız.

Yanlış olduğuna dair web'de dünya kadar sayfa var (örneğin bkz ve bkz). Forumlarda konu gündeme geldiğinde yazanların büyük çoğunluğu da yanlış olduğuna katılıyor. Hiç bir imalatçı da kullanım kılavuzunda böyle bir uyarıda bulunmuyor. Ancak her iki görüşü dile getirenler de yazılı bir kaynağa ya da yapılmış bir teste refere edemiyorlar. Yukarıdaki linklerde sözedilen iki testin raporu da ortada yok.

Aslında "şüphen varsa atacaksın" ya da "yaşama değer biçilebilir mi?" şeklinde yaklaşırsak tereddüt etmeksizin atmamız gerekir. Ama yine de bu konuda yazılıp/çizilenlerin üzerinden bir geçelim.

Ortada olmayan REI testinde, karabinalarin 10 metre yükseklikten 6 kere beton yüzeye düştükten sonra test edildiği ve çekerlerinde hiç bir düşüş gözlenmediği söyleniyor. Black Diamond firmasının El Capitan tırmanış duvarı altından topladığı karabinalara yaptığı testten de aynı sonuca ulaştığı iddia ediliyor. Alüminyum karabinalarda neden mikro-çatlaklar olmayacağı ve olsa da gözle görülür boyutta olmadığı sürece tehlike arzetmeyeceği, çeşitli "teknik" argümanlarla savunuluyor. Sadece bunları okursanız ve ikna edici buluyorsanız gönül rahatlığıyla şok yemiş karabinalarınızı kullanmaya devame edebilirsiniz.

Ancak ayrıntılı bazı ilave bilgiler keyfinizi biraz kaçırabilir. Bir forumda NASA'da malzeme mühendisliği yaptığını söyleyen biri, mikro-çatlakların oluştuğu anda bir problem yaratmasa bile devam eden kullanım boyunca stress noktasından ilerlediğini ve bir zaman sonra karabinin gerçekten de beklenmedik şekilde kırılabileceğini iddia ediyor. Ve özellikle dağcı/kaya tırmanıcıları ile mağaracıların karabin kullanımındaki önemli bir farklılığa dikkat çekiyor. Tırmanıcıların karabinleri normal kullanımda yük taşımıyor, ancak olağandışı durumlarda yük biniyor. Oysa mağaracıların karabinleri sürekli yüklenme-boşalma döngüsünü yüzlerce defa yaşıyorlar, özellikle SRT setindekiler. Bu nedenle olası mikro-çatlakların yürüme ve hayati tehlike oluşturma ihtimali mağaracılıkta daha fazla.

Bu argüman doğru ise REI ya da Black Diamond'in testleri de anlamsız kalıyor. Bir karabin çarpma sonrası yapılan tek bir testte sağlam çıkabilir. Ama kimse, çarpma sonrası uzun süreli kullanımda malzeme yorulmasından kaynaklanan zayıflamaları inceleyen bir teste kalkışmış değil.