Mağara Terapisi (Speleoterapi)

 
Öncelikle sitemizi gezdiğiniz için teşekkür ederiz. Obruk Dergisi ve Mağara Araştırma Grubu olarak görevimiz mağaraların keşfi, bilimsel olarak incelenmesi ve sonuçların arşivlenmesidir. Sizin de sitemizde gördüğü gibi bizler mağara turizmi, mağaralarda sağlık turizmi veya benzeri organizasyonlar yapmadığımız gibi, bu tür çalışmalara şiddetle de karşıyız.
 
Bunun sebebi, öncelikle bize sorduğunuz sorunun cevabı olarak: Mağara tedavisi (speleoterapi) olarak ülkemizde yapılan ve genellikle astım ve diğer bazı hastalıklara iyi geldiği iddia edilen çalışmaların bilimsel hiçbir yönü olmamasıdır.
 
"Mağara tedavisi, hipnoz, akupunktur, dusuk enerjili lazer, biyorezonans, ayurveda,
homopati, yoga, meditasyon gibi bazı tedaviler konusunda yapılmıs olumlu yayınlar
olmasına rağmen henuz kanıt duzeyinde plasebo kontrollu ve cift kor calısmalar yoktur." Türkiye Eczacılar Birliği
 
(Umarım bu alıntının üzerine, mağarada akapunktur ve yoga ile ilgili bir sss daha açmak zorunda kalmam)
 
Türkiye'de elbette bazı mağaraların bu tip tedaviler için kullanıldığı herkes tarafından bilinmektedir. Ancak, elimizdeki en "cansız" örnek olan Damlataş Mağarası örneğinde olduğu gibi, içerisinin turizme açılmasından sonra, misafirler (müşteriler) rahatsız oluyor diye içerideki "endemik" canlı türlerin ilaçlama yolu ile yok edildiğini duymak hepimizi üzmüştür. Ayrıca, içeride misafir-müşteri rahatı için yapılan inşaat da mağaranın jeomorfolojik özelliklerin tahrip etmiştir ki, ne yazık ki bu konuda ki örnekler çoğaltılabilir.
 
Mağaraların genel olarak bu tip hastalıklara iyi gelmesi iddiasının temel sebebi, mağaraların dış ekosistemden çoğunlukla izole olması ve bu yüzden içeride allerjenlerin bulunmadığı iddiasıdır. Bu da her zaman geçerli olan bir durum değildir çünkü pek çok mağaranın özellikle girişinde ve içerisinde çeşitli hayvanlar, bitki polenleri ve özellikle yüksek miktarda toz bulunabilmektedir. Bu durum da mevsimden mevsime veya dönemsel olarak değişebilir ki emin olun, sadece tek satırlık bilimsel olarak konuşmuyorum: İçeride kalkan toz yüzünden nefes almanın mümkün olmadığı pek çok mağaraya girmişimdir.
 
Ayrıca, iyi geldiği iddia edilen mağaraların şifacı(?) etkisi konusunda kontrol gruplu ve bilimsel olarak ciddiye alınacak hiçbir yayın ve makale bugüne kadar elimize geçmemiştir. İçeride bazı astımlı hastaların rahat etmesi konusunda ki tek doğru taraf, "bazı mağaralarda" yüksek nem yüzünden toz bulunmayışıdır ki bu konuda ölçümlenerek yapılmış hiç bir bilimsel yayın da yoktur. Mağaralar sadece bu açıdan temiz oda gibi bazı teknik imkanlara benzetilecek olsa da, bu da bilimsel olarak incelenmemiştir.
 
Yukarıda bahsi geçen nedenlerden ötürü, mağara sağlık turizminin şu an için ciddi bilimsel dayanakları olmadığı gibi ne yazık ki bu tip özendirmeler sonucu milli varlığımız ve zenginliğimiz olan mağaralarımız rant uğruna tahrip edilmekte, ekosistemleri bozulmakta ve insanların yanlış inanışlara bel bağlamasına sebep olmaktadır.
 
Yine bu nedenlerden ötürü, sizin de gördüğünüz üzere, Türkiye'de ve dünyada bu işin uzmanı olduğu iddia edilen kişiler bilimsel olarak ortaya geniş bir literatür koyamadan atıp tutmaktadırlar. Biz, bilimsel çalışmalar yapan bir grup olarak, ne yazık ki sizlere bu konuda yardımcı olamıyoruz. Umarım sebeplerimiz konusunda sizleri aydınlatabilmişizdir.
 
(E-posta ile sorulan bir soruya cevap olarak)
Obruk Dergisi ve o'mag Mağara Araştırma Grubu adına
 
Çağan Çankırılı