BİLECİK BÖLGESİ BİR HAFTASONU

Google Earth uydu görüntülerinde "Batanyayla" etiketli olarak eklenmiş yandaki Panoramio fotoğrafını gördüğümüzden beri bu bölgeye bir keşif gezisi yapma planmız vardı. Lokasyonun 1700 m irtifada olması ve uydu görüntülerinde gerçekten de bir kaya bloğa batan bir dereyatağının net olarak görünebiiliyor olması nedeniyle önemli bir potansiyel olarak görmüştük.

Geçtiğimiz haftasonu küçük bir ekiple bu çalışmayı gerçekleştirme imkânımız oldu. Batanyayla'yı biraz maceralı olarak bulduk ve burada gerçekten de ufak bir dere batıyordu. Ne var ki bu batış, mağara değil basit bir toprak düden şeklindeydi ve fotoğrafdaki görüntü ile hiç bir alakası yoktu.

Pes etmedik ve bir miktar dedektiflik çalışması ile Ardıçlı Yaylası'na ulaştık; hem fotoğrafdaki düdeni hem de olağanüstü güzellikte bir kamp alanını bulmuş olduk. Düden hayal kırıklığı olduysa da (6 istasyonluk bir ölçümden sonra tıkandı); uzun süredir kesim  yapılmamış harika bir köknar ormanı olan bölge tam anlamıyla muhteşemdi.

İkinci  gün daha yüksek irtifadaki Atalan yaylasına yürüyerek ulaştık ama buradaki subatan da tıkalı idi. Bir kaç resim sitede.

DERİNKUYU YERALTI ŞEHRİ HARİTASI

Bu çalışma diğerlerinden oldukça farklı; Nevşehir’de Derinkuyu Yer Altı Şehri’ni ölçüyoruz. Diyarbakır çalışmasının ardından Nevşehir’e geçip Prof. Eric Gilli ile buluştuk ve onun bu bölgede daha önce araştırdığı Sarıhıdır Tüneli ve civarındaki kaya yerleşimleri çalışmasının eksik kısımlarını tamamladık.
 
Bu çalışma sonrasında yine Eric Gilli ile birlikte Türkiye’nin en büyük yer altı şehri olan Derinkuyu’yu ölçmeye başladık. Bu çalışma, tümüyle tüf içinde kazılmış, sekiz katlı ve 50 m derinliğindeki bu devasa yer altı şehrinin ilk detaylı ölçümü olacak.
 
Çalışma, her gün bu yer altı şehrini gezmeye gelen binlerce turist yüzünden oldukça zor ama bir o kadar da eğlenceli gidiyor. Özellikle dar pasajlardaki turist kalabalıklığı ölçümü zorlaştırıyor, yol verip bizlere şaşkın şaşkın bakarak geçmelerini bekliyoruz. Şu ana dek ana hattın ölçümü tamamlandı ve odalarla salonların yarısı ölçüldü.
 
Bazı fotoğraflar webde.
 

DİYARBAKIR YENİKÖY DÜDENİ

Çermik ilçesi Yeniköy Düdeni'nin ilk tespiti yıllar önce Türkiye mağaracılığının kurucusu kabul edilen Dr. Temuçin Aygen tarafından yapılmışsa da günümüze kadar burada hiç bir bilimsel çalışma yürütülmemiş. Çok kısa, sadece iki günümüzü ayırabildiğimiz bir çalışma ile bu önemli karstik yapının ilk keşfini gerçekleştirdik. Yeniköy Köyü'nün neredeyse içinde denecek kadar yakınında bulunan düden, 80m derinliğinde tek bir kuyu olarak başlıyor. Bu ihtişamlı inişin dibine ulaştığımızda malesef üzücü bir görüntü ile karşılaştık. Onlarca yıl boyunca birikmiş her cinsten çöp, pislik, hatta çürümesini tamamlamamış bir keçi leşi, tüm bunların yol açtığı ağır koku; heyecanlı keşif çalışmasının tadını bir anda kaçırdı.

Düdenin devamı, ilk inişten farklı olarak, kademelerle inen 80 cm genişliğinde bir tektonik çatlak şeklinde idi. Yanlış planlama neticesinde malzeme sıkıntısı çekmemizle, her kademenin ayrı bir çöp yığını şeklinde olması, üstüne zamanımızın da daralmış olması neticesinde düdenin sonuna ulaşamadan dönmek kararı aldık. Yaklaşık -100m derinliğe kadar ölçüm alındı, görebildiğimiz kadarıyla en az 120 m derinlik var.
Bu düdenle ilgili diğer bir gariplik ise, oldukça büyük bir yerleşim olan Yeniköy'de yeni ilkokul inşaatının 80m derinliğindeki bu mağaranın hemen dibine yapılıyor olması. Sayısı yüzü aşacak 7-15 yaş arası gencin düden etrafında koşturmasını, merakla yanına yaklaşmasını vb engellemek mümkün değil. Giren ciddi miktar su nedeniyle; çitle kapamak, ağzını telle örtmek vb. çözümler de pratikte mümkün görünmüyor. Buradan kazara düşüp hayatına kaybedecek çocukların vebalini kim taşıyacak, açıkçası belirsiz.

Son (yarım) günümüzde ise, Çayırdere Köyü'nde varlığından haberdar olduğumuz iki önemli mağaradan Ayı Mağarası'nı inceleme şansını elde ettik. Haritalaması günler sürecek karmaşıklıkta labirent yapısına sahip bu mağara, oluşumlar açısından da oldukça zengin ve çekici idi. Ayrıca ciddi bir yarasa kolonisi barındırması ve biospeleolojik zenginliği ile de önemli bir mağara. Önümüzdeki senelerde bu bölgede çalışmaya istekli mağaracılar için bolca malzeme olduğu anlaşılıyor.

ULUSLARARASI MAĞARA FOTOĞRAFÇILARI TOPLANTISI

28 Temmuz – 4 Ağustos 2013 tarihleri arasında İtalya’nın Trieste kentinde düzenlenen ‘Second International Meeting of Cave Photographers’ adlı organizasyona katıldık. Dünyanın pek çok farklı ülkesinden gelen mağara fotoğrafçılarını buluşturan, tecrübelerini birbirlerine aktarmalarına olanak sağlayan bu güzel organizasyonda birbirinden güzel beş farklı mağarada (Martinska Jama, Mitjina Jama, Pod Lanisce, Grotta Impossibile, Gualtiero Savi) fotoğraf çekme fırsatı yakaladık.

Philippe Crochet, Antonio Danieli, Michel Renda gibi usta isimlerin üyesi bulunduğu La Salle Ekibi harika bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Slovenya-İtalya mağaraları arasında mekik dokuduğumuz organizasyonda çok güzel fotoğraflar çekme fırsatının yanı sıra birbirinden güzel sunumlar ve başarılı mağara belgeselleri izleme şansımız da oldu.

Organizasyonun en keyifli günü hiç kuşkusuz mağara gezilerinin bitiminden hemen sonra, Trieste Tiyatrosu’nda halka açık olarak düzenlenen, mağaralarda çekilen fotoğrafların sunum günüydü. Her fotoğrafçının organizasyon boyunca çektiği iki fotoğrafıyla katıldığı gecede mağara fotoğrafçıları bol alkış aldı.

Organizasyona ev sahipliği yapan İtalyan ve Sloven mağaracı dostlarımıza, mağaralarda bizlere yardımcı olan tüm rehberlerimize, tecrübelerini bizlerle paylaşan usta mağara fotoğrafçılarına içten teşekkürler.

Syndicate content