Koruma

HAVRAN'IN YARASALARI

Bundan dört yıl önce Havran’da inşa edilen baraj alanında bulunan mağarada yaşayan binlerce yarasanın DSİ tarafından kurtarılma operasyonun bir yalan olduğunu taa baştan beri biliyorduk. Aslında; barajın su tutması gecikmişti çünkü, bir mühendislik şaheseri olarak inşaatın birçok yapısı su tutma sahası içinde inşa edilmişti. Tam bunların taşınması gerektiği konuşulurken ortaya ‘Mağaradaki yarasalar’ konusu çıktı. Bunu bahane bilen DSİ de yarasaları kurtarma ve inşa ettiği yapay mağaraya taşıma faaliyetine girişti.

İşin acı tarafı, bu çalışmada birçok mağaracının görev alması ve, yarasalar yeni yerlerini yadırgamasın diye, çuvallar dolusu yarasa gübresinin yeni yapılan mağaraya taşınmasıydı.

Neyse, uzatmayalım. Yarasalar DSİ ile işbirliği yapmadılar ve kendileri için hazırlanan yeni, suni mağaraya taşınmadılar. Baraj su tutmaya başlamışken kış uykusundaydılar. DSİ onlara ne olduğu anlaşılmasın diye eski ve yeni mağaraya girişi yasakladı. Şimdi ise yoklar. Bu onbinlerce yarasa boğularak öldü mü, yoksa sular yükselirken uyanıp DSİ’nin olmadığı bir yere mi göçtüler, bilmiyoruz.

http://www.trtturk.com.tr/haber/20-bin-yarasa-sirra-kadem-basti.html

BALLIKAYA BİTTİ !

İTÜMAK bugün gittiği Ballıkaya Mağarası'na giremeden geri döndü. Çünkü Balıkesir, Manyas'a bağlı Söve Köyü yakınlarında bulunan, -95 m derinliğe sahip bu mağara artık bir taş ocağı olmuştu.  Gitmediğimiz için bilmediğimiz, yokedilen ya da turizme açılan diğer birçok mağara gibi Ballıkaya da üç kuruşluk bir ticarete feda edilmişti. Aynen; HES yapılmak için satılan nehirlerimiz, otel inşaatlarına kurban edilen sahillerimiz gibi...

Biz, böyle bir kafaya sahip olduğumuz sürece ve aslında tümüyle bizim olan tüm bu değerlerimizin arkasında ancak bu kadar durdukça Orman ve Su İşleri Bakanlığı'mız da, Türkiye Mağaracılık Federasyonu'muz da ancak bu kadar olur. Sonuçta becerebildiğimiz yegane şey de kayıplarımıza ağıt yakmak olur herhalde.

Ne de olsa herkes layık olduğu şekilde yönetiliyor, değil mi?

YAVRU YARASALAR KLİNİKTE

Son aylarda Avustralya'yı vuran kötü hava, yağmur ve sel felaketi insanların yanısıra, hayvanları da çok zor durumda bıraktı. Ekli haber  http://www.ntvmsnbc.com/id/25169032/ sayfasından:

 

Yavru yarasalar klinikte

Son zamanlarda Avustralya’yı kasıp kavuran sellerden mustarip olan sadece insanlar değil.

Avustralya Yarasa Kliniği ve Vahşi Yaşam Travma Merkezi müdürü Trish Wimberley ve emrindeki personel son haftalarda Gold Coast’ta öksüz kalmış 130 yarasaya yardımcı oldular. 2008 fırtına mevsiminde de 350 yavru yarasayı kurtarmışlardı, ama bu yıl sorunun kötü hava koşullarıyla sınırlı kalmayacağı anlaşılıyor. Görevliler son haftalarda sahildeki birkaç yarasa ‘kampı’na yaptıkları ziyaretlerde yerdeki dört haftalık yarasa yavrularının kurtçuklarla ve sinek yumurtalarıyla kaplı olduğunu gördüler. Trish şöyle konuştu: ‘Beslenmek için yere konuyorlar. Bu savunmasız kalmalarına yol açıyor. Bu doğal bir durum değil ve çevrede sorunlar olduğunu ortaya koyuyor. Yarasalar çevrede olup biteni gösteren bir barometredir. Kömür madenindeki kanaryalar gibidirler.’ Hayatta kalan yavrular biberondan beslenecek ve yaklaşık dört hafta sonra kendi kendilerine uçmaya hazır hale gelinceye ya elbise askılarında asılı olarak, ya da özel yoğun bakım ünitelerinde tutulacak.

BİR TURİZM KATLİAMI: ÇAL MAĞARASI

Süleyman Demirel'in,  "Bu ülkede bir işin nasıl yapılacağı, nasıl yapılmaması gerektiği deneyerek bulunur" anlamında meşhur bir sözü vardır. Gerçekten de bu ülke, her fikre "Aha ne hoş" diyerek, önünü arkasını planlamadan, fizibilite filan yapmadan balıklama anlatayanlarla doludur.

Örnek mi istiyorsunuz? "Bir mağarayı turizme açmak o yöreye bir gelir getirmediği gibi, devlete veya onu işletecek özel kuruluşa masraf yüküdür"  diye yıllardır yazmaktan, konuşmaktan bitap düştük. Buna karşılık, amirlerine karşı iş yapmış görünme çabasındaki kamu görevlileri hala her yeni bulunan mağaraya akbabalar şeklinde üşüşmekte ve bölge halkına, bu mağaranın turizme açılmasının onlar için de kazanç olacağı yalanını utanmadan söyleyebilmekteler. Halbuki Dilek Mağarası, İnsuyu, Dupnisa, Bulak Mağarası gibi yerler hem zarar ediyor, hem de civarda yaşayan köylülere beş paralık bir fayda sağlamıyorlar.

Aşağıdaki haber, plansız programsız bir şekilde "turizme açılan" bir mağaranın birkaç yıl sonraki halini anlatıyor. Tabi, anlayana.

"İçinden akarsu geçen mağara ilgi bekliyor

Sarkıt ve dikitleriyle dikkati çeken Çal Mağarası, bakımsızlık nedeniyle istenilen ilgiyi görmüyor.

İçerik yayınları