Dorafango'da Neler Oluyor?
Bu sayfada bir süre önce "Yunanistan'da Neler Oluyor" isimli bir köşe yazısı yazmıştım. Sağolsun, Çağan "Yalnızca Yunanistan'a bakmayin, diğer ülkelere de bakın" diye bir yorum yazınca ben de bir diğer ülkeyi; Dorafango'yu ele almaya karar verdim.
Pasifik Okyanusu’nda, kendi halinde ufak bir ada olan Dorafango’da yapılan bir işin sahibi bellidir. Bellidir, çünkü zaten bu ufak ve ılıman iklim dolayısıyla halkı iyice aptal olan adada fazla bir şey yapılmaz. Öte yandan, Dorafango’da yapılmayan işler ise paylaşılamaz.
Çünkü halk o kadar ilgisiz ve bilgisizdir ki, bu adada rahatlıkla “Bu öndeki dağları ben yarattım, arkadakiler ise babamdan miras kaldı” diyebilirsiniz, kimsenin aklına tapu sormak filan gelmez, sadece gösterdiğiniz o dağlara boş boş bakarlar. Dorafango’da varolmayan birşeyin başkanı olmak da çok keyiflidir. Yapmanız gereken sadece ve sadece planlı ve düzgün telaffuz edilen bir demagojidir. “Geçmiş yıllarda şunlar ve de bunlar yapıldı. Yıllardır organize olmuş ve birlikte çalışan bir örgüte sahibiz. Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır. Bizleri eleştirenler ise münafık ve kendini bilmez birkaç delidir” der ve geçersiniz. Ne de olsa bu camia toplasanız 46 kişidir ve bunun da 32’si nelerin yapılmadığından, ya da siz bunu söylerken elalemin neler yaptığından habersizdir. Zaten Dorafango son 55 yıldır bu şekilde yönetilmektedir.
Kaldı ki, o koltuğa gelene dek neleri göğüslediniz siz, değil mi? İlk mücadeleniz o, şu anda oturduğunuz Dorafango DMF koltuğunuz için değil; çok daha aşağıda, derneğiniz ZOG’un koltuğu ile başladı. ZOG’un bir kurucu başkanı vardı ve önce yıllardır başkan olan o bunak ihtiyarı sepetlemek zorunda idiniz. Ama, bu işlem, onu hala bir halt zanneden diğer birkaç kendini bilmez münafıkın gözüne batmadan, temiz bir şekilde yapılmalıydı. Bu işlem nisbeten kolay oldu, ne de olsa adamcağız yaşlı, uzakta ve kırgındı.
Bu sorunu efendice hallettikten sonra ardından; “Biz en eskiyiz, en iyiyiz ve en kalabalığız. Bizsiz, sizler bir hiçsiziniz” kısmı geldi. Aslında, siz olsanız da, olmasanız da zaten birer hiç olduklarının pek bilincinde olmayan diğer tüm örgütlerin bu lafa verecek pek bir cevapları yoktu, olamazdı da.
Bu arada, bu şanlı örgütünüz ZOG’u, ZFKM ve GHP isimli uluslararası örgütlere üye yapılması işlemi de gerçekleştirildi. Bu arada, GHP yöneticilerinin hiçbiri aklına “Bu zamana dek neredeydiniz ve bize niye başvurmadınız? Hem siz basit bir örgütsünüz, biz ise ülkeler nezdinde bir kuruluşuz, bir üst kuruluşunuz yok mu sizin, bunca zamandır bir üst kuruluş oluşturamadınız mı hala?” gibi sorular sormak gelmedi. Gelmezdi de, çünkü onların derdi de farklıydı. Onlar da “Bak, bak, Dorafango’yu da dahil ettik, böylece bize üye 85 ülke oldu” yarışındaydılar. Böylece siz, sadece ulusal aptalları değil, uluslararası aptalları da ekarte ederek, çok daha kocaman bir koltuğa yerleştiniz. Artık yurtdışında da isminiz geçiyordu.
Koltuk büyüdükçe verdiği keyif de büyüyor, değil mi? Dorafango’da eskiden esamesi bile okunmayan Zoraban, artık GHP nezdinde Dorafango’yu, yani tüm bir ülkeyi temsil ediyordu.
Bu arada bazı densiz, kendini bilmez tipler dırdır etmeye veya oluşturmaya çalıştığınız bu muhteşem yapıya çomak sokmaya çalışıyorlardı. Bu, kendini bilmez, ukala ve her dem muhalif gençlerle birlikte kurduğunuz üst örgüt; DMB artık sizin gelecekteki amaçlarınıza hizmet edemezdi. Bu ukala ve köstek gençleri safdışı edip; üst, alt filan olmadan tüm Dorafango ülkesinin size tabi olacağı bir yapı oluşturulmalıydı. DMF bu iş için uygun bir yapı olurdu. Ne de olsa bu yeni yapı kanunen 22 yaş altı tüm zıpırları eliyordu. Böylece DMB, ansızın DMF oluverdi. Ne de iyi oldu! Artık, herkes sizinle gurur duyuyordu.
Bir yandan tüm Dorafango’yu temsil eden DMF, yani siz. Diğer yandan, Dorafango’nun en eski ve en köklü kuruluşu olan ZOG, yani yine siz. DMF’yi oluşturan diğer üç beş kuruluş ise zaten ağzınızın içine bakıyorlar. Eh, bundan iyisi Zotrag’ta kiwi mi? Tabi ki değil. Ne de olsa etrafta DMF’ci olmayan, kendini bilmez münafık ve muhalifler var. Orada, burada yazı yazıp, aleyhinizde konuşuyorlar. Ne yapacaksınız?
Hemen ve fevri bir şeyler yapmanız halkın alıştığı demokratik görüntüyü rahatsız eder, zarifçe yapmalısınız. Önce bekleyin, bir kaza olsun ve Dorafango hükümeti zart zurt etsin. Dua edin ki bu kaza ölümlü olsun, ölümlü kazanın çevre faktörü daha büyük olur. Bu kazanın hemen ardından “Yahu, biz zaten önüne gelen, aklına esen bu işi yapmasın diye yıllardır söylüyorduk. Bakın, işte gördünüz neler olduğunu. Bizler, yani DMF bu iş için buradayız” dersiniz.
Bu resmi açıklamanızın ardından, Dorafango’da bu faaliyeti sürdürmek isteyen herkesin DMF’den (yani sizden) resmi bir lisans alması gerektiğini, bu belgeye sahip olmayanların bu işi yapamayacaklarını söylersiniz. İki yıl geçtikten sonra, bu defa “İlkyardıma Başlangıç v.1/2 belgesi de şarttır” dersiniz ve bu iş ‘v.1/3, v.1/4’ şeklinde böylece gider. Yetmezse “Adayların osuruğu koklanacak ve kokusu uygun olmayanlar alınmayacaktır” dersiniz. Olur, biter.
Amerika’yı yeniden keşfetmeye hiç gerek yok, sizlerden önce Dorafango dağcılık ve sualtı federasyonları da aynı şeyi yapmışlardı. Fena mı olur? Hem sizden olmayanları ayıklarsınız, hem de 100.- DP (Dorafango Parası) ücretli lisanslarla DMF’ye para gelir. O münafık, kendini bilmez muhalif zıpırlar da camiadan temizlenmiş olur. Uzun vadede ise, o mümtaz koltuk tümüyle sizin olur ve ortalıkta sadece sizin borunuz öter. Ne de olsa Dorafango’nun sadece dağcılık ve sualtı federasyonları değil, tüm siyasi partileri, futbol kulüpleri de aynı şeyi yapıyor, siz neden geri kalasınız ki? Bu eleme ve susturma tavrı, bu demokratik ülkede toplumsal bir gelenek. Oturun koltuğa, sıkıca yapışın ve sizin olsun.
Haaa, bu arada uluslararası camiada esameniz okunmuyormuş, şimdiye dek yaptığınız bir halt olmamış, ne gam? Kim biliyor ve yurtdışını takip ediyor ki? Zaten bu ülkenin yarısı okuma yazma bilmiyor. ZOG sizin, DMF de sizin, aslında Dorafango’da herşey sizin, yürüyün koçlar, kim tutar sizi? Yegane dikkat etmeniz gereken nokta, tüm bunları yaparken son derece demokratik görünmeniz; işçi haklarına, sosyal dayanışmaya, örgütlü mücadeleye önem veriyormuş gibi bir manzara yaratmanız.. Gerçi, sizin demokrasi kültürünüz şimdilik "Onlar varsa ben yokum" seviyesini geçememiş durumda ama, bu sorunu da bir şekilde halledersiniz herhalde.