Evde Biyospeleoloji Uygulamaları
Eğer sizin de araziye çıkıp çalışma şansınız, zaman ve para denklemleri ile ters orantılı ise ve bu yüzden sizin de içinizde günden güne büyüyen "bir şeyler yapayım ama bilimsel olsun" isteği başa çıkılmaz bir hal aldıysa, başımdan geçen ufak bir hikayeyi sizinle paylaşmak istiyorum.
Yeni sektörüme geçişimin sancıları sürmekteydi. Yeni bir şehre taşınmıştım ve rahmetli anneannemin evine yerleşmiştim. Kah uzun süre işsiz kalmalar, kah iş buldum mu beş dakika boş zamanımın olmaması, mağaracılığa çok zaman ayıramamama sebep olmuştu. İçimde mağaracılık yapma isteği coşsa da, en büyük mağaracılık aktivitem, siteye girip bizimkilerin son yaptıklarını izlemek ve ileti gruplarına atılan teknik olarak posta diyemeyeceğimiz çoğunluktaki yazışmaları okuyarak hayıflanmakla geçiyordu.
Çok sıkılmıştım, çok.
Bir gün mutfak lavabosunu ovalayarak, önceki günün salçalı yemeğinin artıklarını defetmeye çalışıyordum. İyice ovaladıktan sonra suyu açıp durulamaya çalışırken, akan suyun içerisinde ters yöne doğru kaçışan beyaz bir zerrecik gördüm. Ufak bir eklem bacaklı, son hız lavabonun deliğinin yörüngesinden Sputnik 4 gibi kaçmaya çalışıyor sonra deliğinin içerisinde dönerek yok oluyordu. Yaptığıma üzülmüş, olayın üzerinde de çok durmamıştım.
Bir hafta kadar sonra aynı olayı tekrar yaşadım. Beyaz, şeffaf bir böcek. İlginç. İçimde akan merak, mağaracılık illeti ile birleşip beni bu konuyu araştırmaya itti. Artık suyu açmadan önce lavaboları inceliyordum.
Elbette ki bu eklem bacaklı hemşerilerimizin yakınlardaki bir mağaradan evime göç etmiş olmaları oldukça gerçek dışı bir tez olurdu. Ancak, daha önce Murat Özbek hocamızın İzmir'in ortasında yeni bir tür amphipod bulmuş olması, benim de evimde daha önce kimsenin dikkatini çekmemiş yeni bir tür bulma olasılığımın olduğunu düşündürüyordu. Renginin şeffaf olması da, eğer bu onun normal haliyse, küçük bir ihtimal olsa da yeraltında, toprakta, belki eski bir kuyudan fırtmış ve ortalarda dolaşan bir eklem bacaklı ile aynı evde aidat ödediğim manasına geliyordu. Zaten kullanılan su giderlerinin yanında dolaşması ve sadece küçük bir yemek artığına üşüşmesi bile, mağara canlısı olmasa da yeraltı ortamlarını seven bir canlı türü olduğuna kanaat getirtmişti. Daha önce de evde amphipod yetiştirme denemesi yapmış, küçük bir buzdolabına sistem kurmuş, mağaradan taşlar ve kumlar getirmiş, mağaradan su taşınmış, ısıyı mağaranın derecesine getirmiş, özel yem alınmış, kamera ile başında beklememe rağmen iki amphipodu yaşatmayı başaramamış biri olarak evde hazır yaşamayı seven olası yeraltı canlısının ev sahibi olmak, içimdeki mottoyu ateşledi:
"Ne olursa olsun, biyospeleoloji seven bir mağaracının, evde dolaşan şeffaf renkli bir böceği incelemesi, gerekli tetkikleri yapması, örneklemesi ve bilim dünyasına tanıtması görevidir!"
Bu görev bilinci ile bu seyrek ortaya çıkan canlıyı incelemeye başladım. Ne hikmetse, benim acelem olduğu ve evden koşarak çıkacağım zaman lavabolarda rastlıyordum bu canlılara. Bir kaç defa inceleme şansını kaçırdım. Ancak onları giderlere yollamak yerine, oldukları halde bırakmayı ve eğer yavrularsa, büyüdüklerinde tür tanımlarını yapabileceğim bir hale gelmelerini bekledim.
Ve büyüdüler.
Bir gün koridorda göz göze geldik. Daha doğrusu anten göze gibi bir şey sanırım. Çünkü aylar geçtikten sonra siyah, yarım parmak kadar olmuşlardı ve güreşecek kıvama gelmeye başlamışlardı bu vaktiyatında toz şeker tanesi gibi olan beyaz ufaklıklar.
Siz de evde biyospeleoloji damarınız ile vakit geçiriyorsanız, Raid Böceksavar Köpüğü öneriyorum.
Çağan Çankırılı