Köşe yazısı

Lübnan'da Neler Oluyor?

· Ali Yamaç

Bunu sevdim: Önce Yunanistan, ardından Dorafango, şimdi de sizlere bir hafta önce 3. Ortadoğu Sempozyumu için gittiğimiz Lübnan’da neler olduğunu yazayım. Daha sonra da Belçika, İran gibi mağaracılık açısından oldukça alakasız ülkelerle devam eder ve belki de kendimize ders çıkartırız, olmaz mı?

Lübnan 10.000 km2, bu yaklaşık Bursa kadar demek. Ülkede 700’den biraz fazla mağara var. En uzun beş mağara ise:

Jeita (10,050 m)
Rousseis (5,460 m)
Afqa (5,260 m)
Al Kassarat (4,648 m)
Ain al Libne (4,560 m)

Lübnan kireçtaşıyla kaplı olmasına karşın çoğunlukla yatay mağara oluşumu mevcut. O yüzden, bilinen mağaralar arasında derin olanlar az. En derin mağara ise – 622 m ile Faouar Dara.

Lübnan’ın belki de en önemli mağarası olan Jeita ilk olarak 1836 yılında keşfedilmesine karşın araştırmalar uzun yıllar sürmüş. Bu öncü çalışmaların sonucunda, 1951 yılında Lübnan Mağaracılık Kulübü kurulmuş (Speleo Club du Liban / SCL). Ülkede bugün bilinen tüm uzun ve derin mağaraların araştırması SCL’ye ait. Bu kulübün üyeleri 1965 yılında, üç diğer ülke ile birlikte UIS’i de kurmuşlar. Kulüp, geçen 60 yılı içinde UIS’e iki Genel Sekreter çıkartmış: Albert Anavy ve Fadi Nader.

Bugün Lübnan’da, SCL’den ayrılan üyelerle kurduğu üç mağara organizasyonu daha var. Ama SCL, 80 civarındaki kayıtlı üyesiyle başı çekiyor. Sorduğumda “80’e bakma, aktifler 15-20 kadar” dediler. Bu, azıcık üyeye karşın uluslararası mağaracılık camiasında inanılmaz bir etkileri var. Bu da tümüyle ilişkilerden kaynaklanıyor. Bu yıl, 2001’de başladıkları Ortadoğu Mağaracılık Sempozyumu’nun 3. sünü düzenlediler ve ismi “Ortadoğu” olmasına karşın; UIS yönetimi dışında, İsviçre ve Fransa federasyonlarının yönetim kurullarından da katılım vardı.

Bu sempozyum süresince tanıtılan ve yazarları tarafından imzalanan üç yeni kitap dahi Türkiye’de şimdiye dek göremediğimiz ölçüde kaliteli eserler olması açısından, mağaracılığımızın seviyesi  hakkında bizlere bir fikir veriyordu. Umman’ın mağaraları ile ilgili eseri bir yana bıraksak bile, dört mağaracı yazar tarafından hazırlanan ve içinde 12. yüzyıldan kalma mumyaların keşfedildiği Asi-l-Hadath Mağarası’nın tanıtıldığı kitap tek kelimeyle muhteşemdi. Aynı şekilde, SCL üyesi gencecik iki yazar tarafından kaleme alınan “Caves of Lebanon” da bugüne dek yurdumuzda gördüğümüz tüm “Türkiye Mağaraları” kitaplarını kat be kat geride bırakacak kalitedeydi.

Yazıyı daha fazla uzatmamak için sizlere SCL’nin pırıl pırıl ve kocaman “Sami Karkabi Kütüphanesi” nden veya tüm raporlarla haritaların alfabetik olarak çelik dolaplarda korunduğu, özel klimalı “Albert Anavy Arşivi” nden, ya da yıllardır düzenli olarak çıkarttıkları, üç dilde yayınlanan “Al Ouat” dergisinden ve diğer yayınlarından hiç bahsetmiyorum.

Bilmenizi istediğim yegane nokta; Speleo Club du Liban’ın, Bursa büyüklüğünde ve 4 milyon nüfuslu bir ülkenin mağaracılık kulübü olduğu ve bu ülkenin yakın zamanda 15 yıl süren çok kanlı bir iç savaş yaşadığı.