Köşe yazısı

Okur Yazar Olmak

· Ali Yamaç

Ne zaman vazgeçtik okumaktan ve yazmaktan, bilmiyorum. Ya da hiç okuduk ve yazdık mı, emin değilim. Ama, eski mağaracılar hem okur, hem de yazarlardı. Galiba 1980 sonrası hepinize birşeyler oldu ve siz mağaracılar artık ne okuyor, ne de yazıyorsunuz. Acaba BÜMAK'tan DELTA 5, 6 veya 7'yi parasını verip satın alan ve okuyan kaç kişi vardır? Ya da MAD'ı arayıp "Yeni derginiz çıkmış, ben bir tane istiyorum" diyen mağaracımız var mıdır?

TAY, Türkiye Mağara Envanteri'ni bastığında beleş dağıtımını ben yapmıştım. MTA'ya, MAD'a hediye etmiştik. Parasını verip alanların da kimler olduğunu gayet iyi biliyorum; tümü yabancılardı. Bülent Erdem'in "Türkiye Mağara Kaynakçası" yayınladığında ise kimse satın almadı, sadece beleş dağıtımlar vardı. Tüm bu mağaracı geçinen insanların Temuçin Aygen'in basılı eserlerini bile okuyup okumadığını ise hala merak ederim.

"Cehaletin en baş belalısı irfan sahibi olanıdır" der De Rochefoucauld . Doğrudur. Hem okumaz, bilmez, hem de ahkam keseriz. Cehalet, beraberinde dehşet bir özgüven getirir. Hiçbir şey bilmiyorsanız sizden daha beceriklisi, kabiliyetlisi, bilmişi, yeteneklisi yoktur. Hatta, orada burada yazılar yazıp ahkam kesebilir, file dokunan cahil köylü örneğini verip sizi kimsenin anlamadığını, takdir etmediğini filan düşünebilirsiniz. Ne de olsa piyasa boştur, değil mi? Salla gitsin.

Öte yandan, bu kadar okumamışlık ve cehalet ile kendinizi ve yaptıklarınızı bir bok zannedersiniz. Halbuki, siz aslında hiçbir şey yapmaz ve birşeyler yaptığınızı zannederken millet yürüyüp gitmiştir. Dünyaya açılmaktan korkarsınız, çünkü tüm dünyanın sizin ne bok olduğunuzu anlayacağını bilirsiniz.

Okuyun arkadaşlar, biraz okuyun. Cehaletimizin ve bu cehaletten kaynaklanan kendimizi beğenmişiliğimizin ancak böyle üstesinden gelebiliriz.